Engelsiz İlef

Türkiye, Bakanlar Kurulu’nun 14 Temmuz 2009 tarihinde aldığı 27288 sayılı kararıyla
“Engellilerin Haklarına İlişkin Uluslararası Sözleşme”ye taraftır .


Sözleşmeyle, engelliğe ilişkin konuların sürdürülebilir kalkınmayla ilgili stratejilerin ayrılmaz
bir parçası olarak ele alınmasının önemine vurgu yapılmış, engellilerin toplumun refah ve
çeşitliliğine yaptıkları ve yapabilecekleri olumlu katkıları ve engellileri insan haklarını ve
temel özgürlükleri tam kullanmaya ve topluma tam katılmaya teşvik etmenin onların
toplumsal aidiyetlerine, toplumun insani, sosyal ve ekonomik yönden kalkınmasına ve
yoksulluğun azalmasına katkıda bulunacağı kabul edilerek anlaşmaya varılmıştır.


Taraf devletler sözleşmede belirtilen amaçları gerçekleştirmek için acil, etkin ve uygun
tedbirleri almayı taahhüt eder. Bunlar arasında “engelli bireylerin kapasiteleri ve katkılarına
ilişkin bilinç yaratmak”, bunu yaparken de “Tüm kitle iletişim araçlarında engellilerin işbu
Sözleşme’nin amacına uygun bir yaklaşımla tanımlanmasını cesaretlendirmek” de vardır.


Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Arasında İşbirliği
Protokolü, 03.06.2011 tarihli 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 04.11.1981 tarihli 2547 sayılı
Yükseköğretim Kanunu uyarınca oluşturulmuştur.


Protokolün “tarafların yükümlülükleri” başlıklı 6. Maddesinin Yükseköğretim Kurulu
Başkanlığının Yükümlülükleri arasında (c maddesi); “Engellilere yönelik ulaşılabilirlik
düzenlemelerinin, Bakanlık desteğinde hazırlanan ve Türk Standartları Enstitüsü Kurumu
tarafından onaylanan standartlara bağlı kalınarak, üniversitelerde hayata geçirilmesi
yönündeki faaliyetleri teşvik etmek de sayılmaktadır.


Eşit, erişilebilir ve engelsiz yaşam bir insan hakkıdır.
Kişiyi engelli yapan şey, fiziksel organlardaki farklılıklar değil, toplumdaki düzenleme ve
önyargılardır. Örneğin kişinin gözlerinin görmemesi, okuyacağı kitaplar yalnızca mürekkep
baskılı olduğunda, kullanacağı yazılımlar erişilebilir olmadığında, gideceği yerlere yalnızca
kör olduğu için alınmadığında bir engel haline gelir. Diğer birinin kulaklarının duymaması,
dilediği iletişim kanallarını kullanması önlendiğinde, aradığı bilgiler işaret dili veya altyazıyla
da kendisine sunulmadığında bir engellilik olur.


Sakatlığı bir engel haline getiren şey, kişinin bireysel özelliklerinden çok, çevresel
düzenleme, tutum ve önyargıların oluşturduğu bariyerlerdir. Engelsiz bir yaşam, kişinin
farklılıklarını bir engel haline getiren her türlü somut ve soyut sınırlamaların ortadan
kalkmasından geçer. Kişiyi engelli yapan çevresel düzenleme ve tutumların değişmesi
halinde, bireyin fiziksel ve zihinsel farklılıkları engel değil insan çeşitliliğinin bir sonucu
haline gelecektir.


Erişilebilirlik, engelsiz yaşamın temel yöntemidir.

Herhangi bir alanda yapılan düzenlemenin engelli bireylerin de ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmasıdır. Burada erişilebilirliği sağlamanın ön şartı, kişinin farklılıklarının bir anormallik ve eksiklik
olmadığını benimsemektir. Bu içselleştirildiğinde ancak kabul edilir. Bir yazının mürekkep
baskılı okunması kadar Braille alfabesiyle okunması da aynı derecede normal karşılandığında
içselleştirme gerçekleşmiş olacaktır. Çünkü erişilebilirlik bir ayrıcalık değil haktır. Bir yaşam alanında erişilebilirliğin sağlanması, ekstra lüks bir masraf olarak değil, yapılan işin
olmazsa olmazı olarak görülmek zorundadır.
Eşitlik; kişilerin farklılıklarından dolayı ayrı muamelelerle karşılaşmamaları demektir.
Her bireyin farklı fiziksel ve zihinsel özelliklerinin ona farklı avantaj ve dezavantajlar
getirebilme olasılığı doğaldır. Fakat bireyler bu özellikleri nedeniyle farklı muamelelere
uğrayıp ayrımcılık yaşıyorsa orada eşitsizlik vardır. Engellilere yapılan da bir ayrımcılıktır.


Engellilere yapılan eşitsiz muameleler, farklılıkları nedeniyle ayrımcılığa uğrayan toplumun
diğer kesimlerinden ayrı tutulamaz. Ayrımcılık her grup için bir insan hakkı ihlalidir. Bu
nedenle toplumsal eşitsizlikler tüm kesimlere tanınabilecek haklarla ortadan kaldırılmalıdır.


Türkiye’nin lisans eğitimi veren ilk iletişim okulu olan Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi
olarak işte tam da bu sebeplerden dolayı engelli öğrencilere yönelik çalışmalara önem
verilmektedir.


Fakültemizin fiziki koşulları engelli öğrenci ve bireyler için kullanılabilirlik bağlamında
elverişli hale getirilmiştir. Rampalar, engelli tuvaleti, kılavuz çizgiler, asansör vb
düzenlemeler bu çerçevede hayata geçirilmiştir.


Halen görme engelli üç öğrencimiz öğrenim görmekte olup, dijital ortama aktarılmış ders
materyalleriyle öğrenimde erişilebilirlikleri sağlanmaktadır.
Fakültemiz Engelsiz Birim Koordinatörü Uzman Hatice Kurt, İşaret Dili Tercümanı Oya
Tanyeri ile birlikte ortak bir sosyal sorumluluk projesi geliştirerek, Anıtkabir web sayfasının
bir bölümündeki içerikleri engelsiz erişime uygun hale getirmiş, sesli betimleme ve işaret dili
ile çevirilerini gerçekleştirmiştir.


Ankara Üniversitesi’nin 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı Uyum Programı çerçevesinde ilk kayıt olan öğrencilere gösterilmek üzere Öğrenci İşleri Daire Başkanlığının üç gün boyunca
yaklaşık 8 bin yeni öğrenciye izlettirdiği Yeni Yönetmelik Videosu’nun işitme engelliler için
altyazı ve işaret dili ile çeviri prodüksiyonları Fakültemiz stüdyolarında akademik
personelimiz tarafından gerçekleştirilmiştir.

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi